|
Çevreci kuruluşlar yaptıkları eğlemelerle küresel ısınmaya dikkat çekmek istiyor. Dünyanın en büyük sorununun küresel ısınma olduğunu sürekli söyleniyor.
”İklimsel değişimler başladı ,dünyamız büyük tehdit altında” diyorlar ama özellikle ülkemizde bu konuya duyarlı değil. İşte bu yüzden dünyanın en çevreci taşıtı bisiklet ile ülkemizin zirvesine Ağrı dağına (5317m) çıkarsak belki sesimizi duyan olur diye düşündük. Bir kez de ülkemizin zirvesinden zirvesine seslenmek istedik.Ağrı dağı küresel ısınmanın en belirgin yerlerinden biri . Çünkü zirvesindeki buzul eriyor ve her yıl zirvemiz biraz daha alçalıyor. İşte bunu da ispatlamak istiyorduk. Delta bisiklet gurubunu Ulaş Baydar,Gökcan Baydar,Yüksel Baydar,Selam Baydar ,Ekrem Baydar,Evren Okçu,Burak Kinet ,Serhat Kangöz,Özlem Veli Erdem,Hasan Çağdaş Umut Bektaş Taner Doğru ,Orkun Doğru,Burak Murat Bayram,Barış Topçu ve Fotospor olarak böylesi bir misyonla 2 Ağustosta yola çıktık. Yol uzun şartlar çetin. Onlarca basın mensubu bizi Ağrı hava limanında karşıladı. Hepsi zirveye bizimle gelmek istiyor bizimle çevreci duyarlılığımızı paylaşıyordu. Hatta bizi duygulandıran bir olay bile oldu. Iğdır Valimiz Saffet Karahisarlı bisiklete atladığı gibi bizi yolda karşıladı.. Mutluyduk. Daha şimdiden ses getirmeyi başarmıştık. Yollarda genç yaşlı kadın erkek hatta çocuklar üç tekerlekli bisikletleri ile “ Küresel ısınmaya hayır”sloganları ile bizlerle pedal basıyorlardı. Bölge halkının duyarlılığı bizi daha da umutlandırdı güç verdi. Artık bisikletle Ağrı zirvesine çıkmak bizi artık zor gelmeyecekti. İlk gün Iğdır’dan yola çıkan Delta bisiklet ve gazetecilerden oluşan ekip Doğubeyazıt Ağrı dağı eteklerine gelerek tırmanışa başladı. Dağ bisikletinin bile yol almakta zorluk çektiği patikalar sivri kayaların arasında yol buldukça pedal basıyor kimi zamanda bisikleti sırtımıza alarak ilerlemeye çalışıyorduk. İlk hedefimiz ana kamp 3200 metreydi. Zoru başarmak için yola çıkan ekip bir yandan zorlu parkurda ilerliyor diğer yandan da yüksekliğin verdiği zorluklarla boğuşuyordu. Nefes nefese kan ter içinde insan üstü bir güçle çabalıyordu. 3200 kampı göründüğünde bedenler tükenmiş güç bitmişti. Dağcıların bile hayretle izlediği bisikletçileri kampa vardığında alkışlanıyordu. Geleceğimiz duyulmuş bahisler bile yapılmıştı. 3200 kampına bisikletle gelmek imkansız diyenlerin utandıran ekibimizin hedefinin başlangıcıydı. Onları bekleyen daha zorlu bir etap vardı.4200 kampı ve zirve 5137... Zor parkur 20 kişilik ekibimizden dört kişiyi güçsüz bırakmış hasta etmişti bile. İlk kez dağa çıkan bisikletçilerimizden 4 kişi yükseklik hastalığına yakalandı pedalları sustu.
Gazetecilerden bir kısmı ise hala bizimleydi. TRT ekibi tüm zorlukları aşmayı başarmış ve 3200 kampına gelmişti. Ama diğer ajans ve gazeteler geride kalmış 3200 kampına gelememişti. TRT ekibi direniyor kıyafetleri uygun olmamasına rağmen performansları ile dikkat çekiyordu. Her köşe başına bizden önce ağır kamerasını taşıyor ve bizleri görüntülüyor değme dağcılara taş çıkarıyordu. Yiğidin hakkı yiğide. Bir tek onlar 3200 kampına gelmeyi başarmıştı. Gün ağarırken plan yapıldı.Usta dağ rehberimiz Hasan Çağdaş karar verdi. 4200 kampına iki bisiklet gidecek. “Artık yol zorlu. Pedal basmak zor.”Haklıda ,kayalık ve çakıl yolda gitmek imkansız gibi. Bisikletler daha çok sırtta taşınacak. Bu yüzden iki bisikleti yanımıza alıyoruz. 4200 artık son kamp. Gün boyu yürüyoruz. Tam dört saat sırtlarda bisiklet çakıl ve kaygan yollar. Kampa vardığımızda çadıra giren soluksuz baygın uyuyor ayaklarda derman kalmamış durumda. Diğer kamp yapanlar dağcılar ile sohbet ettiğimizde hedefimizde belirleniyor. Hava güzel bu fırsatı değerlendirmek lazım. Yüksekliye uyum için kalırsak ertesi gün fırtına korkusu var. O zaman dinlenmek yok bu gece yola devam. Ekip giderek eksiliyor. İki kişi daha file veriyoruz. Yükseklik hastalığı iki arkadaşımızı daha güçsüz bırakıyor. Gelirlerse turu zora sokacaklar. Bu da zirveye çıkacak bisikletlerin sayısını bire düşürmesine neden oldu. Artık hedefimiz zirve. Yolumuz ise sadece karlı buzlu dik kayalardan kaplı uçurumların yamaççındaki zirve yolu. Hava eksi 10 .Saat gece yarısı 2 de kalk veriliyor. Kimse çadırından çıkmak istemezcesine uyku tulumundan çıkmamak istercesine sıkı, sıkı sarılarak isyan ediyor. Bisiklet parçalanarak Delta ekibine bölüştürülüyor. Kimi tekerleği kimi ana parçayı sırtlanıyor. Gözün alabildiği beyaz karın kapladığı zirveye kafa fenerleri ile çıkmak için 4200 kampından ayrılıyoruz. Oksijen azlığı yolun kar ve buz tutmuş aman vermez zorluğu ve havanın soğukluğu bizi durduramıyor. Hedefe kitlenmişçesine ilerliyoruz. Minik adımlar bizi zirveye yaklaştırıyor ama soluğumuzu kesen soğuk nefes almakta zorluk çektiğimiz yükseklik bizi epey zorluyor. Son güç son enerjimizi kullanıyoruz. Minik adımlar mikro adımlara dönüşüyor. Ama yılmak yok. Çünkü bir ilki gerçekleştiriyoruz. Ağrı zirvesine bisikletle çıkacağız. Ve tüm yorgunluğu unutturan son. Evet zirvedeyiz. Ben ve Ulaş Gökan,Selam Baydar kardeşler ile Hasan Çağdaş,Taner ,Orkun Doğru kardeşler Barış Topcu başaranlardan. Zirveyi sevinç çığlıkları kaplıyor.Kimi bisikleti havaya kaldırırken Ulaş Baydar zirveye adeta bisikleti ile şov yapıyor.Taner Doğru ise CPS cihazı ile kötü haberi veriyor. Zirve yüksekliği 5132.. Zirve tam 5 metre erimiş.Ben ise çevreci Delta macera gurubu ile başarmanın verdiği gurur ile zirvede Fotospor bayrağını dalgalandırıyorum. Ve onlarla birlikte Türkiye’nin zirvesinden sesleniyorum “ Lütfen çevreye ve küresel ısınmaya duyarlı olun.” Bisikletle bile Türkiye’nin zirvesine çıkıyorsanız. çevreyi kirletmeden de dilediğiniz yere ulaşırsınız. Seçim sizin.
|